Pazar, Temmuz 31, 2005

Cuma günü



Cuma günü stajımın son günüydü. Beklediğimden daha değişik hislerle ayrıldım Mercedes Benz Türk A.Ş. nin ITC/BMT departmanından..

Departmanda 3 stajyerdik. Biri Tuğçe-benim gibi yaz stajyeri-, diğeri Koray- uzun dönemli stajyer PEP yani-. Tuğçe Perşembe gününden ayrıldı stajdan. O ayrılırken bayağı üzülmüştü. Biz de Koray'la garipsemiştik "vay be kız duygusal bağ kurmuş staj yaptığı yerle" gibi bi muhabbet de dönmüştü aramızda hatta..Çok ayıp ettik;)

Benim ayrılacağım gün, şirketin ritüellerinden olan, ay sonu kutlamaları vardı her departmanda. Kısacası, bizim departmana insanlar doluştu, kuru pastalardan, minik pastalardan fln gelmiş..
Biz tabi Koray'la ortama yabancı olduğumuzdan, böyle şaşalak ördekler gibi kalakaldık bi an..Hatta bu izole olmanın verdiği duyguyla aramızda, geyikler çevirdik, acaba pastalara dalsak mı? E bunlar ne zmn yenmeye başlanıcak fln? Neyse sonra el attık olaya, millet de akabinde süpürdü pastaları..

Ama ben muzlu pastadan yiyemedim:(

Neyse değişik hislerim pastalara ait değil tabiki..:)

Stajımda, hiç boş kalmadım diyebilirim. Önce SAP-HR ve snra Houston Project Managementla ilgili bir sunum ve bir kaç excel sheet hazırladım. Tabiki bunlar bana yeni birşeyler kattı. Bunun yanında staj sorumlumun departmana yapacağı sunumu hazırlamak kendimi işe yarar hissetttirdi. Yani geriye dönüp baktığımda küçük de olsa birşeylere katkıda bulunmuş olmak güzel.

Diğer bir nokta, stajdan ayrılırken, insanlarla aranda ister istemez bir bağ kurulduğunu farkediyorsun. Onların iyi dileklerini almak da ayrı bir boyutu tabi..Nitekim hepsinin ayrı ayrı fotoğrafını çektim, staj defterime koyucam deyip kandırdım onları;)

Bilgisayarımla bile bağ kurmuşum farkında değilim:) Sabahları en çok hoşuma giden, bilgisayarımın başına geçip, maillerimi okurken, Hasan abimizin getirdiği çayı yudumlamak bi yandan da poaça kemirmekti.

Tabi stajyer olmanın verdiği bir araf (bkz: arada kalmışlık, Elif Şafak) duygusu da vardı. Şöyle bişey ki, Mercedes Benzte staj yapıyorsunuz, öyle laylaylom olmamanız gerek, brz ağır olmanız gerek..Ama bir yandan da stajyer olduğunuz için her zaman için bir bahaneniz, sığınacak bir limanınız var yani..Çok sorumluluk taşmıyorsunuz, performansınız birebir ölçülmüyor. Biraz gevşeklik yapmaya hakkınız var..Nitekim Tuğçe'de bunu yaşadık ve gördük..eheueh:) süper kızdı...

Son olarak, Mercedes Benz Türk A.Ş. hakkında birkaç ufak bilgi:
  • Dökümanların çoğu CorpoS denilen bir fontla yazılır:) Ama Corpo Es diye okunur. Corpos diye değil!
  • Houston Project Management uygulurken, projenin kritikliği (krıtikeeeeelıti) 3.1 üzerinden ölçülür.
  • Hatunlar parmak arası terliklerle şakkuda şakkuda gezebilirler şirkette..
  • Tuvaletlerinde bariz bir Almanya kokusu vardır..
  • Yemekhane en bombası..Sandalyeler boş kalmıcak şekilde oturursunuz, bi de yemek boyunca, Daimler Chrysler TV izlemek zorunda kalırsınız ki, full Almanca:)
  • Yemek isimleri inanılmazdır..Mesela fasulye yemeğin içindekileri başına sıfat olarak eklerler: Makinede çekilmiş kıymalı, ince ince kıyılmış soğanlı, küp şeklinde doğranmış domatesli, yeşil fasulye.. Siz de heycanlanırsınız "mm leziz bişeye benziyo" diye..Oysa bildiğimiz fasulye..

Bu kadar yeter diye düşünüyorum.

Ama genel olarak ben sevdim Mercedes'i..

Cuma, Temmuz 29, 2005



EN UZAK MESAFE
En uzak mesafe:
Ne Afrika'dır,
Ne Çin,
Ne Hindistan,
Ne seyyareler,
Ne de yıldızlar geceleri ışıldayan...

En uzak mesafe:
İki kafa arasındaki mesafedir,
Birbirini anlamayan...

Can Yücel

Perşembe, Temmuz 28, 2005

Bir seçenek daha var..

Bir seçenek daha var düşündüm de:

Belki aynı statüdeki liselerden mezun olduğumuz için, görünmez bi kişi ağı vardır çevremde..

Dünya küçük..


Bu aralar etrafımdaki herkes birbirini tanıyor çıkıyor..

"Dünya küçük" kelimesinin gerçekliğine inanmaya başlıyorum..

1.si bnm en yakın arkadaşımın erkek arkadaşının Amerika'daki oda arkadaşı, bnm liseden arkadaşımın kankisi çıktı...

2.si bu oda arkadaşı bnm eski erkek arkadaşımın da arkadaşı çıktı..

3.sü staj yaptığım yerdeki diğer stajyer, bnm liseden arkadaşımın Sabancı Üni.'deki oda arkadaşı çıktı...

4.sü bu stajyer bnm eski erkek arkadaşımın da arkadaşı çıktı..

Evet biliyorum olayın da cılkı çıktı...Ama...

5. ve son olarak staj sorumlumun kız arkadaşı da bizim bölümden tanıdığım ve hep ne sempatik bi kız diye aklımdan geçirdiğim kız çıktı..

Sonuç: Dünya küçük!!
Yanılma payı olarak: Benim çevrem küçük!!

Evimi arıyorum çaresizim..


Eylül 15 gibi Almanya'da olucam umarım:) Tabi oraya gidince öyle "piç" gibi ortada kalmamak için ev ya da yurt durumlarını (almanlarımız WG oder Wohnheim der bunlara, daha çook şeyler öğrencez çoook) halletmem lazım şmdi..Stajda yapıcak şey olmadığında ev ilanlarına bakıyorum, bir sürü ilan var..

Heyecan var içimde kocaman..Sanki olur yaa, eskileri tamamen bi kenara atıp yepyeni bi hayata başlıcakmışım gibi hissetmek..Hani herşeye sıfırdan başlamak kavramı..Buraya cuk oturuyor.

Ben de haliyle hayal kuruyorum mesela böyle bi çatı katı olsa (alm: Dachgeshoss, daha da alm : DG), böyle eğik bi tavan, büyük bi pencere.. Ben Leipzig'in Semih Pekol hocamızın da dediği gloomy havalarından birinde uyandığımda, açıyorum pencereyi - 2 parçalı tahta bi pencere ama-, yanlara doğru açıyorum..Soğuk havayı içime çekiyorum..Bir de almanların çok garipsediğim bir huyu: Ne kdr soğuk olursa olsun, adamlar pencereler açık oturuyorlar odalarında..yani Frische Luft;)) durumları..Neyse sonra cattle daki kaynar suyumu -hangi arada derede cattle ı çalıştırdıysam artık:)- kahve fincanıma boşaltıyorum.. Ama yok olmadı şmdi..Orda ~apfelsaft~ içilir..Sabah, öğle, akşam her daim..Neyse içtim işte bişeyler.. Ütüme de geçirmişim bişeyler, öyle özenmiyorum, sbhın köründe başlıyor çnkü dersler 7.30 örnek. (Gerçi Mercedes'te bunun ön çalışmasını yapmış bulunuyorum ama..) Snra ev arkadaşıma (alm: Mitbewohnerin) tschüss diiyip atıyorum kendimi dışarı...Hemen bi Bahnhof durumları, mesela S-Bahn 7 Lindenau:P Nasıl attım ama:)..Eehuhe, ordan Augustusplatz'da iniyorum..Yollanıyorum Mathematik und Informatik Institut denen yere..
Neyse okulda geçer zmn bi şekilde..
Akşam noluyo esas?
Akşama davet etmişim böyle international bir öğrenci kombinasyonunu şirin mi şirin cici mi cici evime... Tabi varsayıyoruz ki Senem yemek yapmayı da öğrenmiş..Akşamüstü 4 gibi eve geliyorum..Hemen duş alma durumları..Ardından, ev arkadaşıyla beraber mutfağa girme olayları..Ve tatatataaaaaaaammm...Süper bir sofra, muazzam bir ziyafet...
Kapı çalınıyor..Ben de "sie sind daaaaa:))" diye bağırınıyorum...İşte hepsiyle öpüş koklaş willkommen, welcome, salût malut..

Hmm fonda ne müzik olsun..Ama yok yemek yerken olmasın, snra otururken, benim çatı katımın penceresinden leipzig manzarasını izlerken ne olsun biliyomusunuz? Julie Delpy: A Waltz for a Night....
Neyse sonra misafirlerimi (alm:meine Gaeste) geçiriyorum..
Snra bulaşıkları bırakıyorum.."Aman yaa yarın yıkarım" diyorum..
Playliste Black Box Recorder: Ideal Home koyuyorum..Ve açıyorum pencerelerimi, frische Luft içeri doluyoo, ben yatağımda uzanıyorum...Dışarda yağmur yağıyor (alm: Scheisswetter;))...Süper bir çimen ve toprak kokusu...Öylee uykuya dalıyorum..(Abartsam dalga sesi de duyucam ama bozmayalım şmdi;))

Saat sabah
6:00, telefonun alarmı çalıyor..Erteliyorum alarmı..
6:15 olmuş..Kalkıyorum..
6:35 evden çıkıyorum..
6:50 Mercedes-Benz Türk A.Ş. ALTUR servis aracı geliyor, biniyorum..
Uykuya devam...

Pazartesi, Temmuz 25, 2005

ilk..

Sadece preview edebilmek için yazıyorum şu anda..